Benim derdim bedenleri değil, ruhları kurtarmak

Kuzey Afrika kültürünün zenginliğini filmlerine yansıtan ve uluslararası jüriye başkanlık eden usta yönetmen Nacer Khemir’in restore edilerek Venedik Film Festivali Klasikler bölümünde de gösterilen 1984 yapımı ilk uzun metrajlı filmi Çöl İşaretleri Malatya’da sinemaseverlerle buluştu.

Benim derdim bedenleri değil, ruhları kurtarmak KÜLTÜR-SANAT

Kuzey Afrika kültürünün zenginliğini filmlerine yansıtan ve uluslararası jüriye başkanlık eden usta yönetmen Nacer Khemir’in restore edilerek Venedik Film Festivali Klasikler bölümünde de gösterilen 1984 yapımı ilk uzun metrajlı filmi Çöl İşaretleri Malatya’da sinemaseverlerle buluştu.

Malatya Uluslararası Film Festivali’nin Onur Ödülü’nü açılış töreninde alan Khemir’in ilk filmi “Çöl İşaretçileri” gösteriminin ardından Uluslararası Film Program Direktörü Alin Taşçıyanın moderasyonunda bir de söyleşi gerçekleşti.

Benim sinemaya başlama nedenlerimden bir tanesi, babamın bağımsızlık savaşından kendisini feda etmiş olmasıdır.” diye sözlerine başlayan Khemir, babasının hikayesinin tekil bir hikaye olmadığını ve binlerce hikaye içinde bir hikaye olduğunu dile getirdi.

“Filmi, gelecekte biz daha iyi yaşayalım diye yaptım. 33 yıl oldu, birşeylerin değişeceğini düşünmüştüm.” diyen usta yönetmen; Bir şey değişmediği gibi birçok şeyin de kötüye gittiğini dile getirdi.

Çocuklara sevmeyi değil korkuyla yaşamayı öğretiyoruz

Alin Taşçıyan’ın “Eski dünya sinemasında böyle bir tarz görülmemişti kendi tarzın hakkında ne söylersin? sorusu üzerine Khemir; “Sinemada çeşitli modeller vardır. Mesela, Amerikan sinemasının temel modeli Westerndir. Ben kendi filmlerimi, kendi üslubumu ararken kendime, anneme, büyükbabama vs onlara benzeyen, onları anlatabileceğim bir dil aradım. Bir yönetmen üslup aradığında kendisini en iyi şekilde yansıtabileceği bir üslup arar, bir maske aramaz. Çocukken güzellik ve umut aradığımız anlatıldı bize. Bu yüzden anlattığımız öyküler acılı bile olsa buna uygun bir dil bulmamız beklenir. Günümüz dünyasında iki temel baz alınıyor, şiddet ve şok etkisi yaratma. Bence dünya o kadar kötü ki sinemada da şok etkisine ihtiyaç yok.”diye yanıt verdi.
Usta Yönetmen sözlerine şöyle devam etti; “Çocuklara sevmeyi değil korkuyla yaşamayı öğretiyoruz, ne yazık ki. Ben sinemamda çocuklara gelecek için sevgi ve umut aşılamak istiyorum. Oysa maalesef sevgi pazarlama gücü olan, satan bir şey değil.”

“Ben filmlerimde seyircime koltuğumu bırakıyorum”
Filminin sonunun neden açık uçlu olduğunun sorulması üzerine usta yönetmen: “Ben doğrudan politik anlatı yaparsam tiyatroyu tercih ediyorum. Sinemada da şiirsel üslup tercih ediyorum. Amerikan yönetemi manipüle ederek, yönlendirerek olur, ben konukseverliği tercih ediyorum. Ve seyircime kendi yerimi bırakıyorum.”diye yanıt verdi.

Sinemaseverlerin oldukça yoğun ilgi gösterdiği söyleşide “Benim derdim bedenleri değil, ruhları kurtarmak, bu yüzden gerçekçi bir hikayeler anlatmıyorum.” diyen Nacer Khemir, Avrupa’nın onun sinemasını sevmediğini düşündüğünü dile getirdi. “Çünkü ben bedenin kaybettiklerinden bahsetmiyorum. Ruhun kaybettiklerinden bahsediyorum” diyen Khemir’in filmleri Binbir Gece Masalları ile kıyaslanan, Arap ve Fars kültürlerinin masal geleneğinin ve Tasavvuf felsefesinin sinema diline aktarılmış hali olarak yorumlanan filmlerdir.

Nacer Khemir, Locarno, Cinema du Reel, Valencia, Kartaca, Ouagadougou ve Nantes gibi önemli festivallerde ödüller kazanmış bir sinemacıdır.

Kaynak:  - Bülten
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom