Mehmet Emin YAĞMUR

Mehmet Emin YAĞMUR

yagmurhoca@hotmail.com

Regaib Kandili

Regaip, bir işe rağbet etmek, arzulamak, hayra yönelmek anlamına gelir. Allah bu vb gecelerle bizi kendi rahmetine, affına ve lütfuna yöneltmek istiyor.  Recep ayının ilk Cuma gecesi, yani bu gece Regaip kandilidir.  
Bu gece Peygamberimizin ana rahmine düştüğü yönündeki rivayetin ilmi dayanağı yoktur. Regaib kandili İslam âleminde hicri 480 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. 
Biz şunu bilelim: Üç ayların ilk Cuma gecesi olan bu gece, Allah’a çokça yalvarmak, yakarmak, dua etmek ve af dilemek için bir vesiledir ve bir fırsattır.
“Uddûnî esteciblekum”  Allah imzalı açık çek vermiş, üzerini sen doldur demiş adeta. 
        “Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. 
         “Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler 
olarak gireceklerdir. “
            “Allah, kendisinde sükûn bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti.” 
“Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.
 (Mümin Suresi, 60-61) 
            Ahirette yapmadığımız   birçok amel sevabı ile karşılaşacağız.  Bunlar neyin karşılığı diye sorulunca, dünyada iken çok istediğiniz halde kabul edilmeyen dualarınızın karşılığıdır, denilecek.  Bazen duanın kabul edilmemesi, bizim için bir lütuf olabilir. 
            Adamın biri ölmüş, cennette dolaştırılıyor. Bir bina es geçiliyor. Adam ısrarla orayı görmek istiyor ama rehber melek göstermek istemiyor. Adam ısrar edince melek adamı binanın içine götürüyor. Adam bakıyor, bina dosyalarla dolu. Her birinde, “Eğer isteseydin sana şunlar da verilecekti.”  yazıyor.
            Allah her sabah nida ediyor. “Var mı bir isteği olan?” Uyuyanlar bir nevi, “Yok ya Rabbi, ben istemiyorum, ben almayım kalsın” diyor. Bu ne gaflet? Ondan sonra tonlarca ağırlığı olan dertlerimizi insanlara anlatıyoruz.
 O da bir insan, dinlemekten başka ne yapabilir ki? Allah diyor ki, derdini bana anlat, insanlara değil. 
            Günde beş defa Allah ile randevun var, sen bu randevuya gitmiyorsun. Bir dostunun birkaç davetine icabet etmesen adam, “Eee senin de nazın çekilmiyor ha!”  der ve o da onu terk eder. 
           Sabahın köründe nasıl kalkacağım? Bir defa sabahın körü ne demek? Sabah, aydınlığın başlangıcıdır, karanlığın, körlüğün değil. Sabah beşte kalkıp işe gidenler yok mu? Kalkmazsan işten atılırsın değil mi? Peki sabah namazına kalkmadığın zaman Allah’ın rahmetinden uzaklaştıracağını düşünemiyor musun? 
            Namazını eda eden biri, bir vakti eda ettikten sonra öbürünü beklemeye başlıyor. Allah’ın rahmetini beklerken ölürse rahmetli olur.  Sabah kalktınız, bir de baktınız ki iş yeriniz yanmış, arabanız çalınmış, eviniz yıkılmış vs. 
Birçoğunuz ağlar değil mi? Oysa sabah namazına kalkmadığınız zaman bundan daha büyük bir zarara uğruyorsunuz. Peki, size soruyorum. İçinizde hiç sabah namazına uyanamadığı için ağlayan var mı?  Peygamberimiz, 
           “Sabah namazının iki rekâtı dünya ve içindekilerden hayırlıdır.” Buyuruyor. 
Demek ki sadece bir ev, araba kaybetmiyorsunuz, dünyaları kaybetmiş oluyorsunuz. 
            Namaza durunca, şöyle demiş oluyorsun: “Ya Rabbi! Sen çağırdın, ben de geldim.” Lebbeyk Allahümme lebbeyk der gibi bir şey. Ayrılık bitti, vuslat başladı. 
            Namaza başlayınca kendinize olan saygınız ve özgüveniniz artıyor. Çünkü, “Ey iman edenler! Namaz ve sabır ile Allah’tan, yardım dileyin. Zira Allah sabredenlerle beraberdir.” 
            Beşinci Raşit halife olarak bilinen Ömer bin Abdülaziz bakın ne diyor:
          “Namaz seni yolun yarısına, oruç da hükümdarın kapısına ulaştırır. Sadaka ise, hükümdarın huzuruna çıkarır.” 
               Şair şöyle diyor:
                Cevahir varken Pul neye yarar,
                Gayesini bilmeyen kul neye yarar,
                Herkes tutmuş bir yol gidiyor,
       Ona gitmeyen yol neye yarar...........
 
     Üç ayları nasıl değerlendirebiliriz?
     1-Nafile oruçlarla: Pazartesi-Perşembe, gün aşırı, baştan ortadan sondan üçer gün vb.
      Peygamberimizin  üç ayların tümünü  fasılasız tuttuğuna dair bir rivayet yok. Bazen Receb’i, bazen Şaban’ı çok tutardı diyor Hz Aişe   Şaban ayında çok oruç tutmasının sebebini soran Usame b. Zeyd’e Peygamberimiz şöyle demiştir: 
    ““Şaban, Recep ile Ramazan arasında insanların kendisinden gafil oldukları bir aydır. Hâlbuki o, içerisinde amellerin Allah’a sunulduğu bir aydır. Ben de oruçluyken amelimin Allah’a sunulmasını isterim.” (Neylü’l-Evtar, c.4, s.276)
2-Nafile namazları artırarak: Akşam namazı sonrası evvabin, öğlen ve yatsı namazlarının son iki rekâtını dörde tamamlayarak, Duha namazı, Teheccüt namazı vb.
3-Hayır ve hasenatı çoğaltma şeklinde de olabilir.
4-Kur’an-ı Kerimi mealiyle birlikte okuyarak ve diğer yararlı kitaplar okuyarak.
Bu akşama ait özel bir ibadet şekli yok. Dua ederek, kaza namazı kılarak, çocuklarımıza sürpriz sayılabilecek güzel hediyelerle sevindirerek ve evimizde bayram havası estirerek bu geceyi değerlendirebiliriz. 
         Regaib Kandili’nin anlamı ve önemi nedir? Regaib Kandili’nde neler yapılmalı, bu mübarek gece nasıl değerlendirilmeli? Kelime olarak regâib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan” mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: “Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır.
Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kur’ân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.
Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza–i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var:
1. Kur’ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur’ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli. 
2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli. 
3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli. 
4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli. 
5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli. 
6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı. 
7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı. 
8. Müminlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı. 
9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli. 
10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli. 
11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli. 
12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli. 
13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaatten okunmalı. 
14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; 
15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı. 
16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı. 
17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli. 
18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli. 
19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.
Regaib Kandili Duası
Eûzü billahi mine'ş-şeytani'r-racîm 

Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm

Ey bizleri varlığa erdiren 

Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran 

Güzeller güzeli rabbimiz! 

Sana sonsuz hamd ü senalar olsun. 

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'ya sonsuz salât ü selam olsun. 

İçinde bulunduğumuz şu mübarek Regaib Kandili münasebetiyle bu gecenin senin katındaki kutsiliğini de vesile edinerek dergâh-ı ilahînin önünde ellerimizi açıp yalvarıyoruz:

YA İLAHE'L-ÂLEMİN!

Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla engin rahmetinin kapısına dayanıyor, şu mübarek Regaib gecesinde bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. 

EY ÇARESİZLER ÇARESİ! 

Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; 

Ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. 

Bütün dileklerimizi kabul buyur 

Ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; 

Yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur. 

EY KORUYUP KOLLAYAN ALLAHIM!

Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma; 

Akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, 

Nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, 

Gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle ya Rabbi

Biz kullarını; ilimde kibir ve gururdan, 

İbadette riya ve gafletten 

Ve duygularına renk attıran ülfetten koru ya Rabbi!

Senin yolunda yürüyor gibi görünüp senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde iç içe firkat yaşamak, 

Hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! 

Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.

EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN! 

Şu mübarek gece hürmetine bizleri bağışla, 

İnayetine ihtiyacımız açık, 
Çaresizliğimiz her halimizden belli; 

Bizleri yara-bere almadan 

Ötelerdeki güzelliklere ancak sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış ve kırılmış ruh dünyamızı da ancak sen tamir edebilirsin. 

İçimizi sana döküyor, 

Kusurlarımızı sana açıyor ve bizlere yeniden iyi insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi! 

EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN! 

Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun. 

Sana yönelenlere hep “gelin, gelin” diyorsun. 

Ey Rab! Bütün kusur ve hatalarımızla beraber müsaade buyur “biz de geldik” diyelim. Geldik ve şu mübarek gecede sana, 

Yolların amansızlığını, 

Nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, 

Bizim de dermansızlığımızı şikâyet ediyoruz. 

Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, 

Günahlara meyyal bulunan 

Ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, 

Serkeş nefsimizi sana şikayet ediyoruz. 

Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi!

Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır Ya Rabbi

Lisanlarımızı yalandan, gıybetten, senin sevmediğin, 

Hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle ya Rabbi!

Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi! 

Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle ya Rabbi! 

Niyetlerimizi ihlâslı kıl ya Rabbi!

Ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!

EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, 

EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ! 

Şu anda duygularımız derbeder, 

Davranışlarımız ahenksiz, 

Çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık, 

Dünyanın durumu boz-bulanık, 

İşte böyle bir dağınıklık içinde sana geldik. 

Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, 

Şimdiye kadar gelip senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; 

Hiçbir pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır. 

Bizi hilm ü silminle güçlendir ve affınla bizlere muamelede bulun ya Rabbi!

EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI! 

Şu mübarek Regaib gecesinde binler, yüz binler senin karşında gerek burada gerek televizyon ekranları karşısında divan durarak 

Ellerimizi sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve "biz geldik" diyoruz. 

Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, 

Her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak senden uzaklığımızı geçici dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz ya Rabbi!

YA İLAHEL ÂLEMİN!

Mescitlerimizde Kur'an okunuyor, 

Minarelerimizden dinin temeli ezanlar yükseliyor; 

Ve biz mabetlerimizde, mescitlerimizde bülbülü hoş eda nağmeler dinlemeye erdik, sen bu nağmeleri kesip bizi inkisara itme ya Rabbi. 

Hazret-i Muhammed'i güldüren, 

Kur'an'ın manasını güldüren, 

Eslâfı, ervahı, eşbahı güldüren bu manzarayı makûs edip 

Bütün bu gülenleri şu mübarek gece hürmetine ağlatma ya Rabbi.

EY RAB! 

Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli; 

Eller yasak meyvelerde, 

Ağızlar harama açık duruyor; 

Gözler başkalarının kusur müfettişi.. 

Yalan revaçta, hıyanet sıradan bir şey, 

Hak ve adaletin ismi var sadece; 

Vefa Kafdağı'nın arkasında,

Ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; 

Buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta. 

Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement; 

Her biri birer çukur olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve özümüzle bütünleşip kendimiz olamıyoruz. 

N'olur bu durumdan bizleri kurtar ya Rabbi!

ALLAH'IM!

Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap 

Ne de tutarlı bir plâna sahibiz. 

Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; 

Kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. 

Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu. 

Bütün bunlara rağmen ya Rabb!, 

Bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz. 

Kendimiz edip kendimiz bulsak da, 

Rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek genişlikte. 

Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!

EY KÂİNATIN SULTANI!

Dua edenlere cevap veren sen, 

Izdırapları dindirip ihtiyaçları gideren sen, 

Devrilenleri kaldırıp doğrultan sen, 

Çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de sensin! 

Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı; 

Nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü; 

Samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. 

Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. 

Var eden sensin, yok eden de sen; uzak tutan sensin, yaklaştıran da sen; 

Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş'esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi söyleyemezdik. 

Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde sana karşı yaklaşma heyecanları uyar ya Rabbi!

ALLAH'IM!

Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. 

İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. 

Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de ihlâs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur ya Rabbi!

EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI! 

Ya Rabbi dokuz asır tevhide bayraktarlık yapmış bir milletin torunları olarak biz senin adını omzumuzda taşımaya, 

Âfaktan âfâka serhad türküleri söyleyerek gezmeye, 

Kaleleri aşmaya, cihana muvazene getirmeye, 

İnsanlık için denge unsuru olmaya alıştık Ya Rabbi. 

Sen bizi buna davet ettin, "sizi ifrat ve tefritin ortasında ümmet-i vasat yaptım" dedin. Bizlerde böyle olmaya çalıştık, 

Sen bizleri devletler muvazenesinde olması gereken ufka ulaştır ya Rabbi!

EY YÜCELER YÜCESİ!

Cihanın çeşitli yerlerinde yeni gelişmelerin olduğunu duyalım ve bunların şükrünü eda etmek için iki büklüm huzuruna gelelim. 

Minarelerden hakiki manasına uygun Allah-u Ekber nidalarının yükseldiğini duyalım.. 

Gözyaşlarımızı ceyhun ederek huzuruna koşalım.. 

İki büklüm rükua varalım.. Bu az oldu diye secdeye kapanalım.. 

Gözyaşlarımıza muhtaç seccadeleri ıslatalım.. 

Ve pek çoğumuz bu neşvenin içimizde hasıl ettiği mevcelenme ile canı dudağına gelmiş, kalbi durmuş insanlar olarak ruhumuzu teslim edelim.. 

İnşirah, beşaret ve beşaşet içinde şadırvanların temiz güvercinleri gibi kanat çırpalım, sana yükselelim.. 

Bedrin aslanları gibi, Uhud'un kaplanları gibi, cihan tarihinde benzerine az rastlanan harika nesiller gibi olma yolunda bir hayat sürelim.. 

Bizi bu mübarek gece hürmetine bu türlü lütuflarla şerefyâb eyle ya Rabbi.

EY RAHMETİ GAZABININ ÖNÜNDE BULUNAN, 

KULLARININ TEVBELERİNİ KABUL BUYURAN VE DUA DUA YALVARANLARIN NİDALARINA İCABET EDEN YÜCE RABB'İMİZ! 

Amellerimizdeki eksikliklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklüğe değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recâmıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; 

Bizi haybet ve hüsrana uğratma!

EY KORUYUP KOLLAYAN YÜCELER YÜCESİ!

Bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlardan dolayı bize azap etme..

Şu aciz kullarına, gazabının önüne geçmiş o engin rahmetinle ve fazlınla
Muâmele eyle..

Bizi dünyevî afet ve rezaletlerden,

Ahiret azabından,

Kalbleri fenalığa esir düşmüş kötü insanların şerlerinden,

Fâcir kimselerin komplolarından,

Düzenbazların hîle ve tecavüzlerinden,

Bozguncuların kırıp dökmelerinden 

Ve bütün despotların zulmünden 

Sen bizleri ve ülkemizi

Muhafaza buyur ya Rabbi!

Ya Rabbi bize dünya da ve ahirette iyilikler lütfeyle

Bizleri cehennem azabından azad eyle

Ya Rabbi bizi, anne ve babamızı ve bütün inananları büyük buluşma ve duruşma gününde sen mağfiret eyle

Ya Rabbi ülkemize ve İslam âlemine birlik ve düzen

Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle
EY YAPILAN DUALARA CEVAP VEREN ALLAH'IM!

Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;

Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,

Darda kalanlara icabet edersin,

Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın

Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin

Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin

Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!

YA İLAHEL ÂLEMİN!

Burada okunan Kur'an'dan

Getirilen salât ü selamlardan

Terennüm edilen mevlid-i şeriften

İlahi ve kasidelerden 

Hâsıl olan sevaplardan başta Peygamberimiz Efendimiz Hazret-i Muhammed (SAS) olmak bütün enbiya ve murseline

Dine diyanete hizmet etmiş insanlara

Bütün eş dost akraba arkadaş ve arkadaşlarımıza 

Tüm yakınlarımıza ve büyüklerimize
Gazi ve şehitlerimize

Bu ülke için hizmet vermiş devlet adamlarımıza

Armağan ediyoruz sen onların ruhlarını da hissedar eyle ya Rabbi!

EY YÜCELER YÜCESİ!

Efendimiz Hazret-i Muhammed'e, 

Muallâ aile efradına 

Ve bütün Ashab-ı Güzînine 

Salât u selam ederek ve şu mübarek Regaib gecesini vesile edinerek bunları senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!..

Âmin amin 

Velhamdü Lillahi Rabbil Alemine'l-fatiha


Kandiliniz Mübarek Olsun…………………………….
Mehmet Emin Yağmur
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom