Bakan Turhan: 'İnsanlık tarihinde kişisel, kurumsal ve toplumsal belleğin sanal ortama bu kadar bağımlı olduğu başka bir dönem yok'

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, insanlık tarihinde kişisel, kurumsal ve toplumsal belleğin sanal ortama bu kadar bağımlı olduğu başka bir dönem olmadığını belirterek, her türlü bilgi ve işlemin elektronik ortama taşınmasının güvenlik ihlallerini de artırdığını ve siber olaylara müdahale için ekipler oluşturduklarını söyledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, insanlık tarihinde kişisel, kurumsal ve toplumsal belleğin sanal ortama bu kadar bağımlı olduğu başka bir dönem olmadığını belirterek, her türlü bilgi ve işlemin elektronik ortama taşınmasının güvenlik ihlallerini de artırdığını ve siber olaylara müdahale için ekipler oluşturduklarını söyledi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığında gerçekleştirilen '12. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı'na Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan'ın yanı sıra, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Türksat Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yüksek ve Türksat Genel Müdürü Cenk Şen katıldı. Düzenlenen konferansta konuşan Bakan Turhan, bilginin tarih boyunca insanoğlunun en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

'Özellikle bilginin kaynağı üzerine yüzyıllar boyu kafa yorularak nice eserler ortaya konmuştur. Teknolojinin insan yaşamını çepeçevre kuşattığı andan itibaren de bilginin güvenliği esaslı bir sorun olarak gündemdeki yerini almaya başlamıştır. Bugün tüm dünyada bu sorun tartışılmakta, gerek kamu otoriteleri, gerekse Bilgi Güvenliği Derneği gibi sivil oluşumlar ya da ticari kuruluşlar mesai harcamakta, ciddi kaynak aktarmaktadırlar. Çünkü, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT), özellikle de internet, baş döndürücü hızla gelişmekte ve tüm dünyada yayılmaktadır. Artık hayatımızın her alanına nüfuz eden internete bağlı cihazların oluşturduğu nesnelerin interneti olarak adlandırılan yeni bir yaşam biçimimiz var. Bu yeni yaşam biçimi ile birlikte bir yandan klasik çalışma, düşünme, eğlenme yöntemleri değişirken, diğer yandan yaşam yeni şekilleriyle elektronik ortama taşınmaya başlamıştır. Artık faturalarımızı internetten ödüyoruz. Sinema biletinden uçak biletine kadar neredeyse her bileti internetten alıyoruz. İnternet bankacılığı ile para transferleri gerçekleştiriyoruz. Uzakta bulunan akrabalarımızla, arkadaşlarımızla dahi internetten hasret gideriyoruz. Düşünüldüğünde tüm bu gelişmeler, emek, kaynak ve zaman tasarrufu ile mekna bağlılıktan kurtulma başta olmak üzere pek çok faydalar sağlamaktadır.'

'İnsanlık tarihinde kişisel, kurumsal ve toplumsal belleğin sanal ortama bu kadar bağımlı olduğu başka bir dönem yok'

Şair Necip Fazıl Kısakürek'in 'Dağı tanıyan nasıl tanımaz uçurumu? Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?' dizelerini hatırlatan Bakan Turhan, 'Her şeyin bir de öteki yüzü bulanmakta. Her türlü bilgi ve işlemin elektronik ortama taşınması ve kritik altyapılarda da yoğun olarak internet uygulamalarının kullanılması, güvenlik ihlallerini de hızla artırmaktadır. Artık internet tabanlı işlem yaptığımız hesaplarımızın şifrelerini, nüfus vatandaşlık numaramızdan daha iyi biliyoruz. Şifremiz veya hesap bilgilerimiz başkalarının eline geçse ne oluru düşünmek bile istemiyoruz. Makinalar arası iletişim ve nesnelerin interneti gibi uygulamaların artması ile siber tehdit ve tehlikeler olağanüstü artış göstermekte olup, bu durum ülkeler, kurumlar ve bireyler için hayati hale gelmektedir. İnsanlık tarihinde kişisel, kurumsal ve toplumsal belleğin sanal ortama bu kadar bağımlı olduğu başka bir dönem yok. Bu bağımlılık çok süratli düzeyde de artıyor' dedi.

'Hayatın her alanında olduğu gibi savaşlar da sanal dünyadaki yerini almıştır'

Kritik altyapılarda işlerin en doğru ve hızlı şekilde gerçekleşebilmesi için bilgi ve iletişim teknolojilerinden yoğun şekilde faydalanıldığını anlatan Bakan Turhan, 'Bu nedenle siber ya da sanal ortamda kötü niyetli kullanımlar sonucunda siber güvenlik konusu sadece bireylerin değil, kurumların, ülkelerin ve uluslararası kuruluşların en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiş bulunuyor. Siber saldırılarla bir bilgisayar kullanıcısının banka hesap bilgileri elde edilebileceği gibi bir ülkenin askeri ve politik sırlarına ulaşılması, finans merkezleri, elektrik santralleri, ulaştırma ve iletişim sistemleri ile hastanelerin çalışamaz hale getirilmesi de mümkün. Maalesef, bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde hayatımızı ve işlerimizi kolaylaştıran bu imknlar, kötü niyetli kişiler, yabancı istihbaratlar ve terör örgütleri tarafından da kullanılabilmektedir. Virüs, solucan, truva atı, dağıtık hizmet dışı bırakma saldırıları (DDoS), köle bilgisayar ağları (botnet) gibi araçlar kullanılarak sistemlere zarar verilebilme, sistemde bulunan bilgilere erişebilme, bu bilgileri çalabilme, değiştirebilme ve silebilme gibi fırsatlar yakalanabilmektedir. Yani zemin karmaşıklaştıkça rakipte karmaşıklaşmaktadır. Hayatın her alanında olduğu gibi savaşlar da sanal dünyadaki yerini almıştır. Hatta kişisel saldırılardan çok örgütlü olarak bu işi yapanlar olduğu sır değildir' şeklinde konuştu.

'2008 yılında hayata geçen e-Devlet kapısındaki 5 bin hizmetten 44 milyon üstünde kayıtlı kullanıcımız kamuyla olan işlerini yapıyor'

Örgütlü şekilde çalışan korsan grupların ortaya çıktığını kaydeden Bakan Turhan, bu alanda bakanlık olarak önemli çalışmalara imza attıklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

'Siber korsanlar, ne yazık ki bu gruplar devlet kurumlarının siber altyapısına saldırabildikleri gibi sıradan insanların kişisel bilgilerini ele geçirip özel hayatlarına müdahalede bulunabiliyorlar. Sorun, kuantum bilgisayarların hayatımıza girmesiyle birlikte çok daha büyüdü. Bu nedenle kuantum dirençli kriptoloji algoritmalarının ve çalışmalarının ülkemizde yaygınlaşması ciddi önem arz etmektedir. Çünkü, siber güvenliğin sağlanmasında 'yerli ve milli' ürün ve çözümler olmadan tam güvenlikten söz edilemez. Çağın gerekliliklerini takip etmekle kalmamalı bir adım önünde olmalı ve tehditlere karşı önlem almalıyız. Çünkü, bilginin gizliliği, bütünlüğü veya erişilebilirliği bozulduğunda; can kayıplarına, büyük ölçekli ekonomik zararlara, ulusal güvenlik açıklarına veya kamu düzeninin bozulmasına sebep olunabilir. Ancak atalarımızın güzel bir sözü var; 'Serçeden korkup da darı ekmeyecek' değiliz. Siber korsanlar var diye, kötü niyetli kullanıcılar ve yazılımlar internette kol geziyor diye bilgi teknolojilerini kullanmaktan elbette vazgeçmeyeceğiz. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşması için Bakanlık olarak da pek çok önemli çalışmaya imza attık. 2003 yılında 20 bin olan genişbant abone sayımız bugün 75 milyonu aştı. 88 bin kilometre olan fiber uzunluğumuz, 365 bin kilometreye çıktı. E-Devlet sistemini kurduk, e-Devlet uygulamalarının yaygınlaşması, artması ve kamu hizmetlerinin elektronik ortamdan sunulması için önemli çalışmalar yaptık. Bilgi toplumu olma yolunda hazırladığımız stratejiler, eylem planları ve projeler ile hemen her kurumumuzda hizmetleri elektronik ortama taşımaya başladık. Bugün itibarıyla 2008 yılında hayata geçen e-Devlet kapısındaki 5 bin hizmetten 44 milyon üstünde kayıtlı kullanıcımız kamuyla olan işlerini yapıyor, takip ediyor. Benzer şekilde sosyal güvenlik alanında maliye bünyesinde, ulaştırmada ve ulaşımda, her alanda kamu hizmetlerimizi artık e-Devlet sistemleri üzerinden sunuyoruz.'

Çalışmalar sürerken gerekli önlemleri aldıklarının altını çizen Bakan Turhan, 'Siber Güvenlik Kurulunu ve Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezini (USOM) kurduk. Siber olaylara müdahale ekipleri oluşturduk. Siber güvenlik tatbikatları gerçekleştirerek sürekli teyakkuz halinde olarak savunma sistemimizi geliştirdik. Kamu kurumlarının daha güvenli bir ortamda veri alışverişlerini yapabilecekleri KamuNet'i hizmete aldık. Toplumda farkındalık oluşturulması için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve öğretim kuruluşlarıyla her daim ilişki içerisinde olduk, olmaya da devam ediyoruz' ifadelerini kullandı.

Konuşmasının ardından Bakan Turhan, konferansa destek veren hocalar ve yöneticilere hediye verdi.

Bakmadan Geçme