Sümer Stadı: Sadece Futbol Değil, Bir Ruhun Adıydı

Malatya'nın Bir zamanlar Sümer Stadı vardı ora sadece bir saha değildi… Orası bir şehrin kalbiydi. Sümer Stad

Bir zamanlar Sümer Stadı sadece bir saha değildi…
Orası bir şehrin kalbiydi.

Tribünler betondu belki ama yürekler çelik gibiydi.
3000 kişi aynı anda nefes alır, aynı anda bağırırdı.
Kimse birbirine yabancı değildi. Çünkü herkes aynı duygunun, aynı sevdanın parçasıydı.

Amatör maçlar oynanırdı o sahada…
Ama o maçlardaki mücadele, bugün profesyonel liglerde bile zor bulunur.
Forma terletmek, para için değil; şeref için, mahalle için, dostluk için yapılırdı.

Seyyar satıcılar daha maç başlamadan yerini alırdı.
Ay çekirdeği, gazoz, simit…
Ama aslında satılan şey sadece yiyecek değildi; o günün hatırasıydı.

Kalede bir isim vardı ki herkes bilirdi:
Malik…
Malatyaspor’un kalesini koruyan sadece bir kaleci değil, bir semboldü.
Topu tutuşu, tribüne bakışı, o duruş…
Sanki “Bu kale düşmez” der gibiydi.

Tribünlerde sloganlar atılırdı…
Ama bugünkü gibi yapay değil.
“Şeref için, namus için oyna!” diye haykırılırdı.
Çünkü o zamanlar bu sözler söylenmek için değil, yaşanmak içindi.

Belki de bu yüzden o sözlere bugün ihtiyaç yok…
Çünkü o günlerde herkes zaten şerefliydi.

Ne forma numarası önemliydi ne de skor tabelası…
Önemli olan birlikte yaşanan o andı.
Bir gol olduğunda herkes birbirine sarılırdı, tanıyıp tanımamak önemli değildi.
Çünkü o an herkes aynı ailenin parçasıydı.

Şimdi dönüp bakıyoruz…
Stadyumlar büyüdü, ışıklar çoğaldı, paralar arttı.
Ama bir şey eksildi.

Ruh…

Sümer Stadı’nda kalan o ruh, o samimiyet, o gerçeklik…
Belki de bir daha asla geri gelmeyecek.

Ama bilenler bilir…
Bir zamanlar Malatya’da futbol sadece oyun değildi.

Bir yaşam biçimiydi.

Ve biz, o güzel günlerin tanıklarıydık.