Malatya Çağdaş Haber Yazarlarından Gündoğdu Yıldırım'ın Bu Hafta ki Köşe yazısı Yaş Almak.

Bugünlerde en çok kafama takılan konulardan birisidir şu yaş meselesi. İnanın ne zaman yaşlandık ne zaman bu yaşlara geldik şaşıp kalıyorum.
Daha dün sokaklarda koşup oynayan, kafasında oyundan başka bir düşüncesi olmayan çocuktuk.
Büyüdük, doğrudur.
Genç olduk…
Yirmili yaşlar…
Otuzlu…
Ve ellili yaşlardayız.
Bir göz açıp kapama kadar kısa bir zaman dilimi, inanın elli yılın hikayesi…
Filim şeridi gibi…
Bir zaman şeridi…
Yirmili yaşlara alışmak kolay olmadı.
Otuzlu yaşlara hiç alışamadık.
Kırklı, ellili yaşlar artık, ruhla bedenin uyum arz ettiği yaşlar…
Alışmayı bırakın dünyaya gelmenin, ölümle yüzleşmenin isyanı…
Neden doğdum…
Neden varım…
Beden elli, ruh yirmi…
Git geller…
Bu ben miyim?
Hala çocuk kafası…
Ama koca koca çocuğun var.
Dünyaya gelmişsin işte…
Uyacaksın gidişe…
Yaşam; doğanın döngüsü diye kırk kez konu ettik, yazdık, çizdik, meseleyi derinlemesine konuştuk…
“İnsanların en çok haşır neşir olduğu eğitimdir ama en az bilinende eğitimdir.” derim, yaşamda öyle….
İnsanlar, yaşam döngüsünün içinde nasıl yaşaması gerektiği konusunda çok da bilinçli değil…
Genç kalmalı insan yaş alsa da…
Elini yaşamdan çekmemeli…
En çok kızdığım; kırklı, ellili yaşlardaki insanların yaşamdan kopmaları, elini, eteğini her şeyden çekmeleri; yaşlılık moduna girmeleri…
Ellili, altmışlı yaşlarda; parklar, çay bahçeleri, kahvehaneler vakit geçirme mekanları oluveriyor.
Günler geçirilmesi gereken bir zamana dönüyor.
Boş, beleş…
Görüyorum sosyal medyada; yabancı ülkelerde seksen, doksan yaşında adamlar, bir şeylerle uğraşıyorlar.
Üretimin yapıyorlar…
Onlar yaşlandım, demiyor, yaş aldım, diyorlar…
O kafadalar…
Yaşlanmakla, yaş almak farklı şeyler…
Yaşlanmak; ruhun, bedenin yorulması, tükenmesi demektir.
Yaş almak; insanın biyolojik olarak büyümesidir.
Ülkemizde insanlar hep yaşlanırlar, yaş almazlar; o nedenle de paklar, cami avluları, yol kenarları, kahvehaneler yaşlı insanlarla doludur.
Onlar için gün bitirmek sanki büyük bir nimettir.
Akşam olmasını iple çekmek…
İslam’da şöyle bir hadis vardır: “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış.”
Konumuzun tam karşılığı değil bu söz ama sonuçta; insanların yaşam boyu bir uğraş içinde olması gerektiğini anlatmaya çalışıyor.
Konu biraz dağıldı biliyorum.
Yaş aldıkça insan tabii ki kafası biraz karışıyor; “Ben bu yaşa ne zaman geldim? Şimdi bu ben miyim?” sorgusunu soruyor, diğer taraftan “yaşam devam ediyor, hala yaşanacak güzel, yaşamı kaçırmayayım.” Kafası da var.
Biraz da bilgi, bilinç meselesi.
Dünyayı algılamak önemli…
Nereden baktığın önem arz ediyor.
İnsan son nefesine kadar yaşamanın tadını çıkartmalı, kaliteli bir şekilde yaşamalıdır.
Hayata “yaşlandım” kafasıyla değil, “yaş aldım” kafasıyla bakmalıdır.
Bunu da yapacak olan insanın ta kendisidir!